Sistemik Yapısal Dizim
(SySt®) ile KOÇLUK

Sistemik Yapısal Diziminle yaşanan değerbilirlik, saygı ve takdir üzerine .....

Her dizim atölyesi öncesinde duyduğum sevinçli bekleyiş neyle ilgili?  Bu birlikte yapılan çözüme yönelik çalışma yoğun, zaman zaman da zahmetli ve yorucu geçerken….

Ortamı bir değer verme ve karşılıklı saygı belirliyor diyebilirim. Grup çalışması öncesi  ‚small talk’ la başlayan bu ortamı, atölye çalışması başlarken danışman Esin Suvarierol açılış sözleriyle daha da netleştirip belirginleştiriyor.  

Bu karşılıklı saygı ortamında yaşananların akışına dalmak her seferinde yeniden heyecanlandırıyor beni ve ‚dışarda‘ yaşanan birçok düşüncesiz, yüzeysel ve çoğu kez ön yargı, saygısızlık ve agresyon içeren karşılaşmaları unutturuyor …. Inanılmaz ferahlatıcı bir duygu bu.

Tabii ki Sistemik Yapısal Dizimi bir yöntem olarak başka şartlar altında düşünmek zor. Yine de bu yöntemin uygulamasında anlayış, değerbilirlik, saygı anlamında da açık farklar var. Başka şeyler de olduğu gibi, bir yönetim uygulamasında ki kalite farkı da  karşılaştırılan tecrübelerle ortaya çıkıyor.

Bana en değerli görünen ‘doğru’ ve ‘yanlış’ anlayışının dışına çıkılması ve bunu yaşatan bilinç; her paylaşılan anlayışla karşılanıyor, ortaya konulan her konunun kendine has bir anlamı ve önemi olduğu düşünülüyor ve bu şekilde kabul edilip saygı görüyor.

Danışanla danışman arasında dizim çalışmanından önce yapılan konuşmada danışman anlatılan soruna maksimum dikkat gösteriyor, değer veriyor.

Kendi tecrübeme dayanarak bana ve konuma gösterilen kabulden, değer vermekden, sınırsız bir ilgiden söz edebilirim ve buna bağlı olarak yaşadığım olumlu, güzel ve rahatlatıcı duygulardan.

Daha sonra dizim yapan kişi yada temsilci olarak güncel konunun içine girmek ve kendi bedensel algılarıma yoğunlaşabilmek için yeterli zamanı buluyorum. Temsilcilerin söylediği her algılama, dizim çalışmasına ev sahipliği yapan danışman tarafından dikkate alınıyor ve herkesin duyacağı bir şekilde tekrarlanarak gruba duyuruluyor ve kuvvetlendiriliyor.

Kendiliğinden oluşan doğal tepkilere izin veriliyor, hatta onlar davet ediliyor. Yaşanan herşey her adımda yeniden oluşuyor ve danışmanın saygılı ‚rejisörlüğü‘ eşliğinde uygun bağlama oturtuluyor.
Küçük müdahalelerin çeşitli değişimlere yol açtığını ve olası tepkilerin ve etkilerinin sonsuz olduğunu gözlemek beni her seferinde yeniden etkiliyor.

Böyle anlarda bilinçli olarak benim/bizim sözlerimizin, algılarımızın, gereksinimlerimizin  saygı ortamında dikkate alınmasının ve kabul görmesinin tadını çıkarıyorum. 

Bu canlı, karşılıklı dinleyerek, ilgiyle ve sürekli varolan algılama ile geçen (tasarım) sürecinde bana keyifle eşlik ediliyor .…

Sistemik Yapısal Dizim (SySt®) ile KOÇLUK

SySt® ile çalışan bir koç, danışman, psikolog, terapist bu süreci nasıl şekillendirir?

Etkin ve açık bilgilendirme

Danışmanın danışanı açık ve net bir şekilde danışma sürecinin Ne ve Nasıl ları hakkında, başka bir deyişle danışmanın nasıl ve hangi varsayımlarla çalıştığı ve bu varsayımların nerden geldiği konusunda bilgilendirmesi en önemli güven oluşturucu etkenlerden biridir.  Sistemik Yapısal dizim ile danışmanlık ve koçlukta varsayımlar sistemik yaklaşımdan (Heidelberg ve Milano ekolleri), çözüm odaklı yaklaşımdan (Steve de Shazer, Insoo Kim Berg) ve modern hipnoterapiden (Milton Erickson) gelir.

Sistemik yaklaşımla çalışan bir danışman/koç her zaman etkin olarak nasıl çalıştığını ve danışmanlık sürecinde atılan adımların, yapılan müdahalelerin ne şekilde danışanın istediği yönde etkili olabileceğini açıklayabilmelidir.

Bu hem danışmanla danışan sistemi arasındaki güven ve kooperasyon ilişkisini güçlendirir, hem de sonuçların danışan tarafından kendi hayatına transferini kolaylaştırır. Açık ve saydam bir bilgilendirme stratejisi doğal olarak danışmanın köklü bir arka plan bilgisine, net varsayımlara ve tutumlara dayanmasıyla olur.

Danışma sürecinin bire-bir yada bir takım veya kurumsal birimle yapılıyor olması bu anlamda bir fark oluşturmaz. Verilen bilgiler kişisel yada kurumsal bağlama uygun olarak şekillendirilir.

Danışman uzmandır, ama neyin uzmanı?

SySt® ile çalışan bir danışmanın varsayımlarından biride, kişilerin ve organizasyonların çanlı birer sistem olarak kararlarını özerk olarak verdikleri ve dışarıdan doğrudan yönetilemedikleridir. Bu nedenle SySt® ile çalışan bir danışman kendini danışılan konunun içeriği ile ilgili bir uzman olarak görmek yerine danışmanlık sürecinin şekillendirilmesi konusunda uzman olarak görür ve bunu danışanla diyalog içinde bir „olasılıklar ortamı“ yaratarak yapar. Böyle bir „olasılıklar ortamı“ danışan kişi yada grubun çözüm ve eylem olasılıklarını arttırıp genişletir.

Danışanın konusunun içeriği ile ilgili olarak danışman bir bilmeme ve yorumlamama tutumu içerisindedir. Ve bunu bilerek yapar, örneğin „başarı“nın bu özel bağlamda ve danışanın kendine has sisteminde hangi anlama geldiğini gereğinden çabuk „bilmek“yerine meraklı bir tutumla sorular sormaya devam edebilmek için. Yani sistemik bir danışanın danışan sistemini yorumlama konusunda „aptal“ olması ve yorumlama yerine meraklı bir keşif heyecanıyla sorular sorarak danışanın gerçek istekleri ile ilgili bilgilerini arttırması ve böylece fark yaratması gerekir.

Bir grup simülasyon yöntemi olan Sistemik Yapısal Dizim perspektif değişimi ile, mekansal ve bedensel algılamanında kullanımı ile danışanın konusuyla ilgili farklı bilgilere, bağlantılara ve sonuçlara ulaşmada etkili olanaklar sağlar.

Enformasyon artışı ve teklifler

Yeni bilgiler oluşturmak SySt®‘e göre çalışan bir danışmanın başlıca görevlerinden biridir. Sorular ve müdahale daima bir öneri anlayışı içinde yapılır. Önerilerin uygun olup olmadığı, kabul edilip edilmeyeceği konusunda karar yetkisi danışan sistemine aittir.

Bir teklif kabul edilmediğinde SySt®‘e göre çalışan bir danışman örneğin „bu danışan işbirliği yapmıyor, şu danışan direniyor“ gibi yorumlarda bulunmak yerine danışanın yada danışan sisteminin kendisi için neyin uygun olduğunu bilme becerisi olarak görür ve daha uygun nasıl bir öneri oluşturabilirim diye düşünmeye başlar.

Her sistem kendine uygun çözümü bulma becerisini genel olarak içinde bulundurur varsayımından yola çıkarsak, becerileri etkinleştiri çalışma şekli danışma sürecinin bir meta-amacıdır.

Bu anlamda neyin danışan sistemi için iyi, neyin kötü olduğunu içerik olarak değerlendirip yorumlama, SySt®‘e göre çalışan bir danışmanın „olursa olmazı“dır. Bu şekilde çalışan bir danışmanın daha az yargılayıcı ve daha az yorumlayıcı olabilmek yolunda sürekli olarak kendini geliştirmemesini ise  bundan daha da büyük bir „olmazsa olmaz“ olarak tanımlayabiliriz.

Başarılı ne demek ve başarıyı kim tanımlıyor?

Bir danışmanlık yada koçluk sürecinde iki düzlem vardır, içerik düzlemi ve süreç düzlemi. İçerik düzleminde neyin iyi, daha iyi, uygun, başarılı vs. olduğununu değerlendirmek sadece danışana aittir.

Danışma/koçluk süreci düzleminde danışana sürecin doğru yolda ilerlediğini gösteren birkaç kriter vardır. Danışan kişi yada kurum daha çok eylem olanağı görürse, istenen yönde küçükde olsa ilerlemeler algılayabiliyorsa ve bu gelişmelerde kendi payını daha çok görebiliyorsa, başka bir deyişle danışman danışan sistemin kapasitesinin arttığını gözlemliyorsa yada danışan kendini bu şekilde tanımlıyorsa, bunlar danışman için sürecin iyi gittiğine işarettir.

Yazan: Esin Suvarierol

Işletme uzmanı, kurum danışmanı, koç, eğitmen, SySt-Institut-Münihten sertifikalı Sistemik Yapısal Dizimci, çalışma alanı kişisel ve kurumsal gelişim ve değişim.  Türkçeye çevirdiği Insa Sparrer‘in ‚Çözüm Odaklı Yaklaşıma ve Sistemik Yapısal Dizime Giriş’ kitabı Pan Yayıncılıkta yayınlanmıştır.

Kontakt

Systemische Lösungen Unternehmensberatung e.U.
Frau Mag.a. Esin Suvarierol


Lerchenfelderstrasse 65/14, 1070 Wien

+43 (0) 699 110 20 909